• erenarpacik

Hayat Var diyebilir miyiz? Ya da her şey yalan dolan mı?

Güncelleme tarihi: Haz 19

Beynimi kurcalayan soru bu, sevgili okuyucu. Hayatta kalmaya çalışanların, izlendiği

bu ülkede, hayat var demek ne yazık ki bir aptallık manifestosu.


Madem başladım bırakın akayım. Sistem bize şunu diyor: Ne tam öl, ne tam yaşa. Tam arada ol. Tıpkı arenada bir gün daha yaşamak için ölümle burun buruna kalan gladyatörler gibi. Roma halkını eğlendirmek için düzenlenen oyunlarda; gladyatörler “Yaşam Kapısı”'ndan geçip arenaya girer ve şu geleneksel sözlerle imparatorluk podyumuna seslenirlerdi: "Ave Caesar! Morituri Salutamus"

Türkçe meali: Selam Ceasar! Ölmek üzere olanlar seni selamlarlar" Eğer o gün arenanın kumlarına dökülen kanın daha azı sana aitse hayatta kalır, bir sonraki dövüşe hazırlanırdın. Binlerce yılın ardından, ölümle yaşam arasında devamlı gidip gelen bu hayatta kalma savaşını Nihat Doğan “burası Survivor beyler” diyerek özetlemişken, bazı şeyler değişmiyor: kan, ter ve insan. Değişmeyen bir değişken daha var: Kum.



Arapça kum tepesi anlamına gelen Araf, urf’tan türemiştir. Araf, ise Cennet ile Cehennem arasındaki dinlenme tesislerinin adıdır. Peki kum, neden arada kalmayı ifade eder? Çünkü değişkendir. Haritacılıkta bilinmeyen bölgeler için kullanılan “terra incognita” terimi çölleri tanımlar. Çöllerin haritasını çıkarmak mümkün değildir. Bir gecede tepeler yer değiştirir; çünkü zemin oynaktır. Tıpkı günümüz dünyası gibi. Bir gecede birileri ünlü olur ya da lince uğrar... Yine de kum her zaman vardır. Fazla kilolarını verememiş bir ünlünün ayaklarının altındadır, ya da bir milyonerin villasının harcında.


Kum bazılarına tatili anımsatır. İki yanına, deniz ve güneş koyar; balıklama dalarsın kızgın kumlardan serin sulara. İş arasında senede belki bir hafta kendi kendine “oh be hayat var” dersin, geri kalan tüm yılda hayatta kalma mücadelesi verdiğin gerçeğinden kopabilirsen o da.


Bu satırları yazana, “Sen ne yaptın ki hayat var diyebiliyorsun?” diye sorabilirsin sevgili okuyucu. Çok haklı ve yerinde bir soru. Kişisel gelişim zırvalarını bir yana bırakarak sistem içindeki başarısızlığımı kabul ettim. Dayatılan hayatta kalma mücadelesinde yenildim. O kum zeminli arenada olsaydım, alkışlanan değil, başsız, ölü bedeniyle arenadan sürüklenerek çıkarılan gladyatör olurdum. Çürüyen bedenim bir yerlerde sessizce ölümün zaferini kutlardı.

İşte tam da bu yüzden; Hayat Var.








29 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör